Ankara, Çankaya
+903124785250
fpi@foreignpolicy.org.tr

İKLİM KRİZİ VE KRİZLE MÜCADELE

DPE Ortak Kuruluşu

İKLİM KRİZİ VE KRİZLE MÜCADELE

Fatma KAPLAN

Giriş

İklim krizi günümüzde geleceğimiz için büyük bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Uzun bir süre konunun üzerinde durulmasa da zaman geçtikçe krizin etkileri daha gözle görülebilir hale gelmiş ve dünyanın geleceği için bir endişe yaratmıştır. Günümüz sorunlarına bakıldığında (savaş, ekonomi, eğitimsizlik, açlık vb.) önemsiz gibi görünebilse de gelecekte tüm bu sorunlara iklim krizinin sebep olabilmesi muhtemeldir. Bu çalışmada içinde yaşadığımız dünyayı daha fazla yıpratmamak için yapabileceklerimizden ve bu sorunun bizi nasıl etkilediğinden bahsedeceğiz. Öncelikle krizin ortaya çıkışı ve gelişimi üzerinde durulacak, ardından bu konuda yapılan bazı çalışmalardan ve yapılabileceklerden bahsedilecektir. Eğer bir an önce iklim krizine hak ettiği önem verilmezse geri dönülemeyecek sonuçlara maruz kalmak kaçınılmaz hale gelecektir.

Krizin Ortaya Çıkışı ve Gelişimi

Dünyanın geçmişine bakıldığında da zaman zaman iklim üzerinde birçok değişmeler olduğu görülmektedir. Ancak geçmişte doğal sebeplerle meydana gelen bu değişimler, Sanayi Devrimi’nin ortaya çıkışı ile, insan kaynaklı olarak ortaya çıkmaktadır. Bu kriz yanında kıtlık, susuzluk, göç dalgaları gibi sorunlara sebep olacağı için bir güvenlik meselesi olarak anılmaya başlamıştır. Devletlerin bireysel çözümleri işe yaramayacağı için de uluslararası bir sorun haline geldi (Erdoğan, 2018).

1950 yılından sonra ortaya çıkan yüksek nüfus artışı ve bu sebeple kaynakların aşırı kullanımı da Sanayi Devrimi’nin yarattığı kirliliğin yanında kaynakları eksiltici ve kirletici bir neden olarak ortaya çıktı. Sera gazları, yoğun kullanılan fosil yakıtlar, bilinçsiz avlanma, orman tahribi gibi etkenler, iklimin bozulması ve doğanın kirletilmesinde büyük rol oynamaktadır. Kaynakların aşırı kullanımı ile engellenemez düzeye ulaşan çevreye karışan atıklar da kirliliğin büyük sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır (Bruyninckx, 2021). 1990’lı yıllardan itibaren ise Birleşmiş Milletler bünyesinde bu konuda çalışmalar yapılmaya başlamıştır. Devletlerin, iklim krizi konusunda iş birliği yaparak çalışacağını belgeleyen Kyoto Protokolü ve Paris Sözleşmesi imzalanmıştır. Krizin çözümü ve gidilecek yollar konusunda, Birleşmiş Milletler uluslararası bir liderlik rolü üstlenmiştir. Bu liderlik uluslararası alanda diğer ülkeler tarafından da kabul görmektedir (Erdoğan, 2018).

Birleşmiş Milletler’in bu doğrultuda yaptığı çalışmalardan biri Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’dir. 2015 yılında BM Genel Kurulu’nda sivil toplum, üst düzey BM temsilcileri, Dünya liderleri ve Devlet Başkanları tarafından kabul edilmiştir. Bu hedefler 17 Küresel başlıkta toplanmıştır. Bunlardan birkaçı aşırı yoksulluğu bitirmek, iklim değişikliğini engellemek, eşitsizlik ve adaletsizlik ile mücadeledir. Bu ana hedefler doğrultusunda ara hedefler belirlenmiştir. İklim kriziyle doğrudan ilintili planların yanında, açlığı bitirmek ve eşitsizliği gidermek gibi hedefler için öngörülen bazı planlar da (örneğin sürdürülebilir tarım gibi) iklim krizi için fayda sağlayacak planlardır (UNESCO, 2021).

Gün geçtikçe büyüyen ve geri döndürülemez hale gelen iklim krizi, daha da tehlikeli hale gelmektedir. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) hazırladığı rapora göre; küresel sıcaklık artışının bu hızla devam etmesi, çok yıkıcı sonuçlar doğuracaktır. Komisyonun her yıl belirlediği net sıfır hedefleri, mutlak şekilde yerine getirilmelidir. Bu sağlandığı takdirde, sıcaklık artışının dengede tutulması mümkün olabilecektir. Net sıfır olarak belirlenen planın anlamı ise; insan kaynaklı uygulamalar sebebiyle atmosfere bırakılan sera gazını, ekosistemin emebileceği sera gazı miktarına denk hale getirmek anlamını taşımaktadır (McGrath, 2021).

Özellikle 2020 yılında sera gazı salınımı rekor seviyeye ulaşmış; yıllık harcanması gereken kaynak miktarı henüz yılın ortalarında iken harcanmıştır. Her bireyin kullandığı kaynaklara göre değişen bir karbon ayak izi vardır. Karbon ayak izi içerisinde en büyük orana sahip faaliyetler; hayvancılık, sanayileşme, insan faaliyetleri, enerji tüketimi ve atık maddelerden oluşmaktadır. Olası bir iklim felaketinden kaçınmak için karbon ayak izini azaltmak gerekmektedir. Bunu için ise yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına ağırlık vermek, toplu taşımayı kullanmak, daha az kırmızı et ve hayvansal gıda tüketmek gibi çözümler tercih edilebilir (İklimBU, 2021).

Sonuç

Nihayetinde iklim krizinin yaşanması konusunda tüm devletlerin, hatta tüm bireylerin, elini taşın altına koyması gerekmektedir. Uluslararası alanda iklim krizi ile mücadele görevini BM üstlense de tüm devletlerin işbirliği olmadan, bir sonuç elde edilemeyecektir. Günümüzde bu sorunun daha da farkına varılması olumlu bir gelişme olsa da yeterli değildir. Bu sebeple iklim krizi üzerine daha fazla yoğunlaşılmalı, temel ihtiyaçları dahi yerine getiremeyecek duruma gelmeden gereken önlemler tüm devletler tarafından alınmalıdır.

KAYNAKÇA

Bruyninckx, H. (2021, Temmuz 2). Çoklu Çoklu kriz ortamında yaşamak: sağlık, doğa, iklim, ekonomi… Ya da basitçe sistemsel bir sürdürülemezlik mi? Avrupa Çevre Ajansı: https://www.eea.europa.eu/tr/articles/coklu-kriz-ortaminda-yasamak-saglik adresinden alındı

Erdoğan, S. (2018). İklim Değiikliğine Karşı Verilen Küresel Mücadele ve Avrupa Birliği. MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, 703- 704.

İklimBU. (2021). Karbon Ayakizi. İklimBU: http://climatechange.boun.edu.tr/karbon-ayakizi/ adresinden alındı

McGrath, M. (2021, Ekim 26). İklim değişikliği: BM emisyon raporu ‘uyarı alarmı’ veriyor. BBC News Türkçe: https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-59054518 adresinden alındı

UNESCO. (2021). Sürdürülebilir Kalkınma 2030 Hedefleri İhtisas Komitesi. UNESCO Türkiye Millî Komisyonu: https://www.unesco.org.tr/Pages/108/219/S%C3%BCrd%C3%BCr%C3%BClebilir-Kalk%C4%B1nma-2030-Hedefleri-%C4%B0htisas-Komitesi adresinden alındı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir