Ankara, Çankaya
+903124785250
fpi@foreignpolicy.org.tr

Jeopolitik ve Ortadoğu

DPE Ortak Kuruluşu

Beril Su Yeşil

Eleştirel Jeopolitik: Eleştirinin jeopolitik konuma uyarlanmasıyla ortaya çıkan bir kuramdır. Ve eleştirdiği dört temel mit vardır. İlk olarak devlet. Devlet kavramının jeopolitik tarafından abartılmasını eleştiriyor. Devlet dışı birçok aktör de etkili olabilir. İkincisi sınırlar miti. Eleştiriye göre sınırlar doğal değil, bizi ötekinden ayırıp anarşik düzenden koruması için yapılan yapay yapılardır. Yani sınır bir söylemdir. Üçüncüsü, jeopolitik bilginin objektif olmaması eleştirisi vardır. Her bilgi bir amaca hizmet eder ve tekildir. Son olarak söylemlerin çıkara hizmet etmesini eleştirir. Bakılması gereken söylemin kime söylendiği, nerede ve ne zaman söylendiğidir.

Ortadoğu neresidir? En dar tanımıyla bugünkü Levant’tır. Yani Akdeniz’in doğu sahillerini kapsar. Geniş tanımı ise özellikle 11 Eylül’den sonraki büyük Ortadoğu Projesiyle şekillenen, Orta Asya, Kafkasya ve Kuzey Afrika’yı dahi Ortadoğu’ya eklemiş şekildedir. Yani Ortadoğu coğrafi olmaktan çok siyasi bir alandır ve ilk kez 1902’de kullanılmıştır. Yaratıcısı ise İngilizlerdir. Olay tamamen onların dünyayı nasıl gördükleri ile ilgilidir. 19. yy ‘da “Ortadoğu neresi?” sorusuna farklı yanıtları vardı. Avusturya şansölyesi Metternich Osmanlı-doğu olarak Landsrasse’den başlatır. Tanımlar gitgide doğuya kaymıştır. İngiliz coğrafyacı Kingslake o yazdığı bir eserde doğuyu Belgrad’dan başlatmıştır. Artık doğu Osmanlı topraklarında başlıyordu. İngiliz hegemonyasının arttığı 1890’larda doğu, yakın ve uzak olarak ikiye ayrıldı. Bu konumlama tabii ki İngiltere’ye göre şekilleniyordu. Ayrıca Yakın Doğu sorunu Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflaması, Uzak Doğu sorunu da Japonya’nın güçlenmesi (İngiltere’nin Asya hakimiyetinin zayıflaması) olarak tanımlanmıştı. Başka bir İngiliz coğrafyacı Hogarth ise “Daha Yakın Doğu” olarak Arnavutluk, Yunanistan, Sırbistan, Mısır, Osmanlı Asya’sı ve İran’ın Batı’sını içeren bir tanımlama yapmıştır. 1900’lere geldiğimizde Amiral Mahan yazdığı bir makalede ilk kez “Ortadoğu” kelimesini kullandı. Tanımladığı yer ise İngiltere ve Rusya’nın rekabet halinde olduğu, Almanya’nın da ilgisinin olduğu Basra Körfezi ve kıyılarıydı. Başka bir İngiliz gazeteci Chirol, Times gazetesinde yazarak Ortadoğu’nun popülerleşmesini ve herkesçe kullanılmasını sağlamıştır. 1942’de İngiltere’de “Ortadoğu Komutanlığı” kurularak İngiliz kolonilerinin Alman saldırılarından korunması amaçlanmıştır. O yıl içinde Winston Churchill “Dört Doğu” olarak bahsedilen Yakındoğu, (Mısır, Levant, Suriye, Türkiye) Ortadoğu, (Irak, İran) Doğu, (Hindistan, Burma, Malaya) ve Uzakdoğu (Çin, Japonya) olarak daha net tanımlar yapmış, daha net stratejileri amaçlamıştır. 1943’de İngiliz büyükelçi Lorraine Yakındoğu kavramının anlamını yitirdiğini, literatürden kalktığını, yerine Ortadoğu’nun kullanılacağını söylemiştir. İkinci Dünya Savaşı’nın sonrasına gelirsek Ortadoğu’nun en net tanımlaması ABD DİB Müsteşarı Ernest Davies tarafında yapılmış, İran, Irak, Suriye, Yemen, Mısır, Ürdün, İsrail, Umman ve Körfez Ülkeleri koyularak Türkiye dışarıda bırakılmıştır. Soğuk Savaş sonrası Ortadoğu tanımı ise her bölgeye göre değişmiştir. Ortadoğu’ya göre savaş sırasında petrol üreticisi, 11 Eylül’den sonra ise Büyük Ortadoğu’dur. Arap Ortadoğu’suna göre yalnızca Arap halklarının oluşturduğu, Türkiye, İran ve İsrail’in olmadığı şeklindedir. Müslüman Ortadoğu tanımı yine Türkiye ve İsrail’in dışarda bırakıldığı, Afganistan ve Pakistan’ın dahil edildiğidir. Avro-Akdeniz bölgesi ise Akdeniz’i çevreleyen Levant ve Kuzey Afrika’yı kapsamaktadır.

Jeopolitik Söylemler: İlk olarak 1800-70 yıllarında Britanya’nın hâkim olduğu Avrupa’nın üstünlüğü ve kendini özel gösterdiği “Medeniyetçi Jeopolitik” söylemdir. (Mahan, Mackinder) Medeniyetin yalnızca Avrupa’da olduğunu savunur. Diğeri, 1870-1945 yıllarında Almanya’nın baskın olduğu, beyaz ırkın üstünlüğünü savunan, devleti yaşayan bir organizma olarak tanımlayan, coğrafi faktörlerin devletlerin küresel konumlanışı üzerindeki etkileri ve coğrafi determinizmi savunan “Doğallaştırılmış Jeopolitik” söylemdir. ( Ratzel, Haushofer) Son olarak 1945-90 yıllarında ABD’nin baskın olduğu Liberal değerlerin üstünlüğü, (demokrasi, insan hakları) komünist değerlerin üstünlüğü (anti-emperyalizm) ve doktrin temelli jeopolitiğin savunulduğu “İdeolojik Jeopolitik” söylemdir. (Kennan, Kissinger)

Soğuk Savaş sonrası jeopolitik: Luttwak’ın tezine göre artık askeri çatışma bittiği için artık jeopolitiği değil “jeoekonomi” tartışılacak. Temel tehdit ekonomidir. Küçük devletler, ekonomik açıdan büyük devletlerin oyun alanı olmaya devam edecektir. Ortadoğu ekonomisi de zayıftır. Huntington ise olaya kültürel açıdan yaklaşarak, Ortadoğu’yu İslam medeniyeti olarak tanımlamış, “medeniyetler çatışmasından” bahsetmiştir. Çin ve Ortadoğu’nun birleşerek batıya karşı geleceğini söyler. Yansımaları olmakla beraber henüz böyle bir ittifak olmadığını söyleyebiliriz. Fukuyama ise “tarihin sonu” söyleminde ideolojik çatışma bittiyse tarihte biter demiştir. Liberalizm diğerlerini ortadan kaldırmış fakat farklı tehditlere de yol açmıştır. Bunlar: Köktendincilik ve radikal milliyetçiliktir. İkisi de Ortadoğu’da vardır. Liberalizmi rahatsız edebilirler fakat yıkamazlar. Barber’a baktığımızda ise dünyanın yeni çatışması olarak gördüğü Cihad vs. McWorld’dür. McWorld akımı tek tip bir tüketim toplumu yaratıp, tüm ırksal, etnik, kültürel farklılıkları ortadan kaldıracak tek bir kültür yaratmak istiyor. Buna tepki olarak çıkan Cihad yaklaşımı tektipçiliğe karşı her hareketi Cihad olarak tanımlar.

Ortadoğu içinde bölünmeler: Tek değil birçok bölünmeden bahsedebiliriz. İlk olarak Arap/Filistin-İsrail. Yani, İslamcılık-Milliyetçilik bölünmesidir. Diğeri Arap Bahar’ından sonra çıkan vekil savaşları bölünmesidir. Mısır-Suudi Arabistan, İran-Suriye, Türkiye-Katar. Bir diğeri ise Sünni-Şii bölünmesi olan Şii hilali tartışmasıdır. Ayrıca az gelişmiş ve gelişmiş ülkeler arasında olan ekonomik bölünmeler vardır. Son olarak Soğuk savaştan kalan petrol üreticisi ve petrol ithalatçısı bölünmeleri olduğunu söyleyebiliriz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir